Türkiye’de teknoloji ve inovasyon ekosistemi, AR-GE ve tasarım merkezleriyle daha geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. 2025 sonu itibarıyla 58 şehirde faaliyet gösteren AR-GE merkezi sayısı 1363’e, 28 şehirde bulunan tasarım merkezi sayısı ise 342’ye ulaştı. Bu tablo, üretim kapasitesinin yalnızca büyük sanayi kentlerinde değil, farklı bölgelerde de teknoloji odaklı bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor.
Sanayi politikalarında yenilikçilik, son yıllarda yalnızca üretim artışıyla değil, firmaların kendi teknolojisini geliştirme kabiliyetiyle de ölçülüyor. Bu çerçevede verilen teşvikler, şirketlerin araştırma, ürün geliştirme ve tasarım süreçlerini kurumsal bir yapıya taşımasına zemin hazırlıyor. 2025 yılında 80 yeni AR-GE merkezi belgesi verilmesiyle toplam sayı 1363’e yükselirken, bu merkezlerin yayıldığı şehir sayısı da 58 oldu. Aynı dönemde desteklenen AR-GE personeli sayısı 3 bin 284’e ulaştı.
Tasarım tarafında da benzer bir genişleme dikkat çekiyor. Geçen yıl 24 yeni tasarım merkezi belgesi düzenlenirken, faal tasarım merkezi sayısı 342’ye çıktı. Böylece tasarım merkezlerinin bulunduğu şehir sayısı 28’e yükseldi. Bu artış, sanayide katma değeri yüksek üretim hedefinin yalnızca teknik geliştirme ile değil, ürün tasarımı ve kullanıcı odaklı yenilik yaklaşımıyla da desteklendiğini ortaya koyuyor.
Teknoloji geliştirme bölgelerinde de büyüme sürdü. Geçen yıl ilan edilen 8 yeni bölgeyle toplam teknoloji geliştirme bölgesi sayısı 113’e çıkarken, 4 bölgenin daha faaliyete geçmesiyle aktif bölge sayısı 95 oldu. Bu bölgelerde faaliyet gösteren firma sayısı ise 12 bin 408 olarak kayıtlara geçti. Bu yapı, girişimlerden sanayi şirketlerine kadar geniş bir kesimin aynı yenilik ekosistemi içinde yer aldığını gösteriyor.
Girişimcilik ayağında da yeni adımlar öne çıktı. Girişimlere fiziki alan, mentörlük, danışmanlık, iş modeli geliştirme, finansmana erişim ve pazarlama desteği sunan girişim ofisi uygulamasında ilan edilen 7 yeni ofisle toplam sayı 104’e ulaştı. Bu model, özellikle erken aşamadaki teknoloji şirketlerinin ölçeklenme sürecini hızlandırmayı hedefliyor.
Kümelenme desteklerinde ise daha geniş bir sektörel ağ oluştu. Nükleer sanayi, rüzgar enerjisi, iklimlendirme, haberleşme teknolojileri, siber güvenlik, oyun, otonom araçlar, mobilite, akıllı ulaşım, raylı sistemler, havacılık, gemi inşa, ileri malzeme, biyoteknoloji, gıda, sağlıklı yaşam teknolojileri, teknik tekstil ve mobilya gibi alanları kapsayan 19 kümelenme birlikteliğinin iş planları destek kapsamına alındı. Programın 729 firma ile birlikte üniversiteler, teknoloji geliştirme bölgeleri, organize sanayi bölgeleri, araştırma kurumları ve sektör kuruluşlarından oluşan geniş bir yapıyı içine aldığı belirtiliyor.
Gelinen noktada Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesi, yalnızca belirli merkezlerde yoğunlaşan bir yapıdan daha yaygın ve çok aktörlü bir modele doğru ilerliyor. AR-GE, tasarım, girişimcilik ve kümelenme desteklerinin aynı anda büyümesi, sanayi dönüşümünün daha kalıcı hale gelmesi açısından önemli bir eşik oluşturuyor.
Bu genişleme, önümüzdeki dönemde yüksek teknoloji üretimi, rekabetçilik ve yerli çözüm geliştirme kapasitesi açısından belirleyici olabilir. Merkezlerin farklı şehirlere yayılması; insan kaynağı, üniversite-sanayi iş birliği ve bölgesel kalkınma arasında daha güçlü bağlar kurulmasına da katkı sağlayabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Yorum Paylaş