Şanlıurfa’da 6 Şubat depremlerinde hasar gören Selahaddin Eyyubi Camisi’nde restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları tamamlandı. Tarihi yapı, son hazırlıkların ardından Ramazan Bayramı namazıyla birlikte yeniden ibadete açılacak.
Eyyübiye ilçesinde bulunan Selahaddin Eyyubi Camisi, hem mimari geçmişi hem de kentin inanç turizmi içindeki yeri nedeniyle öne çıkan yapılardan biri olarak kabul ediliyor. Geçmişinde farklı dönemlerin izlerini taşıyan yapı, uzun yıllar farklı amaçlarla kullanıldıktan sonra 1993 yılındaki onarımın ardından cami olarak hizmet vermeye başlamıştı. 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde yapıda ciddi hasar oluştu ve ardından kapsamlı bir onarım süreci başlatıldı.
Yürütülen çalışmalarda, yapının deprem sonrası bozulan bölümlerinin aslına uygun biçimde ayağa kaldırılmasına öncelik verildi. Üst örtüde meydana gelen açılmalar giderildi, batı duvarındaki kayma nedeniyle gerekli söküm ve yeniden inşa işlemleri yapıldı. Taş onarımlarının yanı sıra tonoz bölümündeki sıvalar yenilendi ve yapının taşıyıcı bütünlüğünü koruyacak güçlendirmeler tamamlandı.
Restorasyon sürecinde teknik uygulamalar da öne çıktı. Yapıda jeoradar tarama, röleve, restüsyon ve restorasyon çalışmaları Koruma Kurulu onaylı şekilde yürütüldü. Özellikle duvarlarda uygulanan hidrolik kireç enjeksiyonu, hava koşullarına bağlı hassasiyet nedeniyle sürecin en dikkat gerektiren aşamalarından biri oldu.
Caminin iç mekânında da önemli yenilemeler gerçekleştirildi. Ahşap bölümler tamamen elden geçirildi, döşemeler ve halılar yenilendi, aydınlatma sisteminde son aşamaya gelindi. Bunun yanında müştemilat bölümünde çelik gergilerle güçlendirme yapıldı, abdest alanı yenilendi ve bahçede peyzaj düzenlemeleri tamamlandı.
Tamamlanan çalışmalarla birlikte Selahaddin Eyyubi Camisi’nin bayram namazında yeniden cemaatle buluşması bekleniyor. Böylece deprem sonrası ibadete kapanan tarihi yapı, yaklaşık üç yıllık onarım sürecinin ardından yeniden kentin dini ve kültürel hayatına dahil olacak.
Bu gelişme, yalnızca bir ibadethanenin yeniden açılması anlamına gelmiyor; aynı zamanda depremden etkilenen tarihi eserlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından da önemli bir örnek oluşturuyor. Şanlıurfa gibi çok katmanlı tarihsel mirasa sahip şehirlerde bu tür restorasyonlar, kültürel süreklilik ile kamusal yaşam arasındaki bağı yeniden güçlendiriyor.
Yorum Paylaş