Ara

Newsletter image

Abone Olun

Gündemin öne çıkan haberlerini, son dakika gelişmelerini ve özel içerikleri kaçırmamak için Dada Haber bültenine abone olun. Güncel gelişmeler doğrudan e-postanıza gelsin.

ÇEREZLER

Daha iyi bir kullanıcı deneyimi için Çerezleri kullanıyoruz.

0
3
Abone Olun: Google News
Giriş: 17 Mart 2026 - 01:40

Dünya Uyku Günü kapsamında yapılan değerlendirmelerde, düzenli ve kaliteli uykunun yalnızca dinlenme ihtiyacını karşılamadığı, aynı zamanda hafıza, duygusal denge ve beyin sağlığı için temel bir biyolojik süreç olduğu vurgulandı. Uzmanlar, uyku düzeninin bozulmasının günlük yaşam kalitesini düşürmekle kalmadığını, bazı nörolojik hastalıkların erken işaretlerini de gözden kaçırmaya yol açabileceğine dikkat çekiyor.

13 Mart 2026’da gerçekleştirilen Dünya Uyku Günü, bu yıl “İyi uyu, daha iyi yaşa” temasıyla kutlandı. Bu çerçevede yapılan açıklamada, beynin gece boyunca pasif kalmadığı; gün içinde edinilen bilgilerin işlendiği, duygusal yükün düzenlendiği ve sinir sistemi açısından kritik onarım süreçlerinin devreye girdiği belirtildi. Özellikle Non-REM uykusunun kalıcı hafıza oluşumunda, REM uykusunun ise duygusal düzenleme ve yaratıcılıkla ilişkili olduğuna işaret edildi.

Açıklamada öne çıkan başlıklardan biri de son yıllarda daha fazla dikkat çeken glimfatik sistem oldu. Bu sistemin, uyku sırasında beyinde gün boyunca biriken metabolik atıkların temizlenmesinde önemli rol oynadığı ifade edildi. Söz konusu mekanizmanın sağlıklı çalışmamasının, nörodejeneratif hastalıklarla ilişkili süreçler açısından önem taşıyabileceği değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre insomnia, uyku apnesi, huzursuz bacaklar sendromu ve REM uykusu davranış bozukluğu gibi sorunlar yalnızca gece yaşanan geçici rahatsızlıklar olarak görülmemeli. Bu tabloların dikkat azalması, karar verme güçlüğü, duygudurum değişimleri ve gündelik işlevlerde bozulma gibi sonuçlara yol açabildiği belirtiliyor. Özellikle REM uykusu davranış bozukluğunun bazı nörolojik hastalıklar açısından erken uyarı niteliği taşıyabileceği vurgulanıyor.

Akşam saatlerinde yoğun ekran maruziyeti, geç saatlere kadar aktif kalma ve düzensiz yaşam temposu da uyku kalitesini bozan başlıca etkenler arasında gösterildi. Bu alışkanlıkların biyolojik saati etkileyerek melatonin salgısını baskılayabildiği, bunun da uykuya dalma süresini uzatıp kronik uyku borcuna zemin hazırlayabildiği ifade ediliyor. Bu nedenle uyku sorununun bireysel bir konfor meselesi değil, doğrudan halk sağlığını ilgilendiren bir alan olduğu mesajı öne çıkıyor.

Değerlendirmelerde, kaliteli uykunun zihinsel berraklık, üretkenlik ve genel yaşam kalitesi açısından vazgeçilmez olduğu hatırlatıldı. Beynin gece saatlerinde yürüttüğü düzenleme ve yenilenme süreçlerinin, ertesi günkü bilişsel performans üzerinde doğrudan etkili olduğu belirtilirken, uyku sorunlarının erken dönemde ciddiye alınmasının sağlık sistemi açısından da önemli bir fırsat sunduğu ifade edildi.

Uyku sağlığına ilişkin bu vurgu, yalnızca bireysel alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerektiğini değil, toplum genelinde farkındalığın artırılmasının da zorunlu hale geldiğini gösteriyor. Düzenli uyku, beslenme ve fiziksel aktivite kadar temel bir sağlık başlığı olarak öne çıkarken, önümüzdeki dönemde uyku bozukluklarının erken tanısı ve korunma yaklaşımının sağlık politikalarında daha görünür hale gelmesi bekleniyor.

Önceki Haber
2025’te 750 bin kişiye glokom tanısı konuldu
Sonraki Haber
İlaçta avro kuru güncellendi: yeni dönem 1 Nisan’da

BU KONUYLA İLGİLİ

Yorum Paylaş

Yorumlar (0)

  1. Henüz yorum bulunmamaktadır.

GÖRÜŞ BİLDİR

Sorununuza ilişkin çözüm aşağıda olabilir!


Neden ?

Yeni eklediğim içerik Ana Sayfa'da görünmüyor ne yapmalıyım?

Çözüm

Ana sayfa içerik seçimlerimizde, site içi işleyişin ve içerik akışının bozulmaması adına editörlerimizin öncelik ve tercihleri etkili olmaktadır. Bu sebeple, sürekliliğin sağlanması ve olabildiğince tüm kullanıcı içeriklerine yer verilmesi adına kategori sayfaları sürekli olarak güncellenmektedir.


Eğer sorununuz halen daha çözülmediyse bizimle iletişime geçebilirsiniz.